05 Kasım 2021 Tv8 Yayın Akışı

Tv8 yayın akışı bugün araştırılan konular arasında yer alıyor.Diziseverler, yayın akışı listesinde beklediği diziler ve yarışma programlarını bulabilecekler. Tv8 kanal akışı günlük olarak okuyucular tarafından araştırılıyor. TV yayın akışı, bugün nasıl olacak? İşte detaylar…

TV8 YAYIN AKIŞI

00:15 Zuhal Topal‘la Yemekteyiz

03:00 Müge ve Gülşen‘le 2.Sayfa

05:00 Dizi

06:30 Oynat Bakalım

07:15 8’de Sağlık

08:30 Müge ve Gülşen’le 2.Sayfa

11:15 Masterchef Türkiye 2021

13:00 Kırmızı Oda

16:00 Zuhal Topal’la Yemekteyiz

20:00 Kırmızı Oda

InterSinema.com – Son Dakika Haberleri

Haberi Kaydet

05 Kasım 2021 Star Yayın Akışı

Star yayın akışı bugün araştırılan konular arasında yer alıyor.Diziseverler, yayın akışı listesinde beklediği diziler ve yarışma programlarını bulabilecekler. Star kanal akışı günlük olarak okuyucular tarafından araştırılıyor. TV yayın akışı, bugün nasıl olacak? İşte detaylar…

STAR YAYIN AKIŞI

02:30 Sabahın Sultanı Seda Sayan

05:00 Güzel Köylü

07:00 Mesut Yar ile Bugün

09:45 Sabahın Sultanı Seda Sayan

13:00 Gerçeğin Peşinde

16:00 Benim Hayatım

18:30 Star Haber

20:00 Sana Söz

23:30 Benim Hayatım

05 Kasım 2021 Star Yayın Akışı

InterSinema.com – Son Dakika Haberleri

Haberi Kaydet

Son dakika gündem: Meksika’da otele silahlı saldırı düzenleyen saldırganlar 2 kişiyi öldürdü

Meksika’nın Quintana Roo eyaletinde, turistik bir otele baskın yapan silahlı kişiler, 2 kişiyi öldürdü, 1 turisti yaraladı.

Meksika basınında çıkan habere göre, silahlı saldırganlar, Cancun kentindeki sahil kasabasında yer alan turistik bir otele saldırdı.

İki kamyonla oteli basan saldırganlar, plajda bulunan 2 kişiyi infaz ettikten sonra bir turisti de hafif yaraladı.

Görgü tanıklarının ifadesine göre, silahlı kişiler saldırının ardından plaj alanından tekneyle kaçtı.

Sosyal medyaya yansıyan görüntülerde, saldırı esnasında büyük korku yaşayan turistlerin ve çalışanların tehdit üzerine yere yattığı görülüyor.

Eyalet Başsavcılığı, olaya ilişkin geniş çaplı soruşturma başlatıldığını bildirdi.

Yetkililer, olayın uyuşturucu çetelerinin hesaplaşmasından kaynaklandığını tahmin ediyor.

Haberi Kaydet

İklim krizi engelli insanları nasıl etkiliyor?

İsrail Ulusal Altyapı, Enerji ve Su Kaynakları Bakanı Karine Elharrar, Pazartesi günü tekerlekli sandalyesine erişim imkanı sağlanmadığı için Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Konferansı’na (COP26) katılamamıştı.

BM İnsan Hakları Konseyi engelli insanların “acil afet durumlarından en kötü etkilenen” gruplar arasında olduğunu açıkladı. Birçok engelli insan ise kendilerini iklim krizi konusundaki tartışmalardan dışlanmış hissediyor.

Konsey’e göre iklim krizi nedeniyle orman yangınları ve seller gibi afetler artacak.

Peki engelli insanlar iklim krizinden neden bu kadar kötü etkileniyor ve bu konuda ne yapılmalı?

2018 yılı Temmuz ayında Kanada’nın Montreal şehrinde bir sıcak hava dalgası sıcaklıkların günlerce 35,5 dereceye çıkmasına sebep olmuştu. Hastaneler hava sıcaklığından olumsuz etkilenen insanlarla dolup taşmış ve 61 kişi ölmüştü. Ölenlerin dörtte biri, şizofreni hastasıydı.

Montreal’deki McGill Üniversitesi’nde insan hakları, engellilik ve iklim krizi üzerine çalışan Profesör Sébastian Jodoin bu oranın engelli insanların ülke nüfusundaki oranının beş katı olduğunu söyledi.

Şizofreni hastası birçok kişi tedavi amaçlı antipsikotik ilaçlar kullanıyor. Bu ilaçlar insanların sıcak havalara karşı direncini düşürüp sıcak çarpması ve vücudun su kaybına maruz kalması riskini yükseltebiliyor. Bu da ölümcül olabiliyor.

Prof. Jodoin bu tür vakaların genelde yetkili kurumlar ve risk altındaki insanlar arasındaki iletişimsizlikten kaynaklandığını söylüyor:

“Şizofreni hastalarının etrafında daha az sayıda insan oluyor ve daha fakir oluyorlar. Engelli insanların da iklim krizinin etkilerine karşı daha savunmasız olmalarının başlıca sebepleri bunlar.”

İklim krizi, havanın ısınmasına ve kuraklığa sebep oluyor, böylece sıcak hava dalgaları ve orman yangınları artıyor. Atmosferin ısınması aynı zamanda aşırı yağış ve sellere de neden olabiliyor.

Prof. Jodoin’e göre Montreal’de olanlar sadece başlangıç.

2019 yılında ABD’nin California eyaletinde çıkan orman yangınlarını durdurmak için enerji şirketleri eyalet boyunca elektriği kesme kararı aldı.

Kesinti yüzünden Santa Ros’da yaşayan ve kronik akciğer hastası olan Gerald Niimi’nin solunum cihazı çalışmadı.

Şehirde çalışan bir solunum cihazı arayan ancak bulamayan Niimi iki gün sonra hayatını kaybetti.

Enerji şirketi Pasifik Gaz & Elektrik olaydan sonra çeşitli hastalıkları olan yüzlerce müşterisine kesinti olacağını bildirmeyi ihmal ettiğini açıkladı.

Orman yangınları sırasında aynı zamanda birçok engelli kişi evlerinden kaçmakta zorlandı. Kaçmayı başaranlarsa afet toplanma alanlarının engelli erişimine uygun olmadığını söyledi.

Bu yıl Almanya’da birçok kişiye göre iklim krizinden dolayı meydana gelen sel felaketi sırasında ülkenin batısındaki Sinzig kasabasındaki bir bakımevinden zamanında çıkamayan 12 engelli kişi hayatını kaybetmişti.

Bristol Üniversitesi’nde iklim üzerine çalışan ve spinal müsküler atrofi (SMA) hastalığı olan Dr. Charles Williams, bu tür doğal afetlerden kaçış konusunda, “Tekerlekli sandalye kullanan birisi olarak benim şişme bota binmem mümkün değil” dedi.

2005’te ABD’de ciddi sellere sebep olan Katrina Kasırgası sırasında da benzer vakalar ortaya çıkmıştı. ABD’nin Ulusal Engellilik Konseyi’nin bir raporuna göre engelli insanlara afetten kaçış desteği verilmedi. Tahliye otobüslerine tekerlekli sandalyeyle binmek mümkün değildi, afet toplanma merkezlerinde engelli erişimi yoktu, görme ve işitme engelli insanlar güvenlik bilgilerine erişemedi.

Dünya Meteoroloji Örgütü’ne göre son 50 yılda iklim felaketlerinin sayısı beş katına çıktı. Bu durumda engelli insanlara daha çok destek olabilmek için ne yapılmalı?

Engelli insanların sosyal hakları için çalışan Disabled People Against Cuts (DPAC) grubundan Andy Greene, engelli insanların iklim kriziyle mücadele süreçlerine daha fazla dahil edilmesi gerektiğini söyledi.

Greene’e göre devletler mevzuat değişiklikleri yapılırken engelli insanları yeterince düşünmüyor ve buna İngiltere’de plastik pipet satış ve dağıtım yasağının engelli insanlar üzerindeki olumsuz etkilerini örnek gösteriyor.

İngiliz çevreci ve belgesel yapımcısı David Attenborough’nun plastik yiyecek ve içecek atıklarının denizleri ne denli kirlettiğini gösteren belgeseli kamuoyu arasında tartışmalara sebep olduktan sonra tek kullanımlık plastik pipet satışı ve dağıtımı yasaklanmıştı.

Çeşitli hastalıklar veya engellerden dolayı pipete ihtiyaç duyanlar yasaktan muaf olsa da Green bunun yeterli olmadığı ve birçok engelli kişinin her daim pipete erişimi olması gerektiğini söylüyor.

Alternatif olarak üretilen metal ya da makarnadan yapılan pipetler çok sert olduğu için olası bir kazada tehlikeli olabilir. Kağıt pipetler ise çok yumuşak olduğu için kullanması zor. Esnek plastik pipetler özellikle elinde bardak taşıyamayan insanlar için çok önemli.

“Getirilen yasağın iklim krizi üzerindeki etkisi çok az ama pipet kullanmak zorunda olan engelli insanların hayatında çok büyük bir etkisi var. Üstelik pipet kullanan engelli insan sayısı çok az” diyor Greene.

Bu tür ayrımcılığı tanımlamak için “eco-ableism (çevresel ayrımcılık)” kavramı kullanılıyor.

Bu kavram, yetkililerin ve aktivistlerin çevreyle ilgili kararlar verirken engelli insanların hayatını zorlaştırdığı düşüncesine dayanıyor. Buna engellilerin kullandığı arabaların park alanlarını kaldırmak örneği verilebilir.

COP26 İklim Zirvesi’nde bazı etkinlikler engellilik ve iklim krizi konusunu ele alacak. İklim değişimine karşı dirençli şehirler ve erişilebilir tasarım, ve iklim krizinin engelli insanların sağlığı üzerindeki etkileri bu etkinliklerden bazıları.

Profesör Jodoin dünyadaki birçok devletin “engelli insanların özel ihtiyaçlarını” düşünmediğini, ancak COP26’yı “engelli haklarını ilerletmek için bir fırsat” olarak gördüğünü söyledi.

Dr. Williams’a göre iklim kriziyle mücadelede ümitli olabiliriz:

“Şimdiye kadar motivasyon eksikliği yüzünden hem bireysel hem de siyasi düzeyde harekete geçilmedi. 10 yıldır büyük bir değişim var ve bunun devam etmesi gerekiyor.”

İklim krizi engelli insanları nasıl etkiliyor?

İklim krizi engelli insanları nasıl etkiliyor?

İklim krizi engelli insanları nasıl etkiliyor?

BBC

Haberi Kaydet

Hindistan’da ışık festivali Diwali yine Covid’in gölgesinde yapılıyor

Hindistan’ın yemek, Dua ve havai fişeklerle kutlanan en önemli günlerinden Diwali, “ışık festivali” olarak da biliniyor. İnsanlar ışığın karanlığa, iyinin kötüye karşı zaferini lamba ve mum yakarak simgeleştiriyor. Ancak bu yıl festival iki sorunun gölgesinde yapılıyor: Covid-19 ve hava kirliliği.

Diwali’nin temsil ettiği şeyler, Covid-19’un yıkıcı etkisinin devam ettiği şu günlerde daha çok anlam kazandı. Her ne kadar hasta sayısı azalsa da Hindistan hala Covid-19’dan en çok etkilenen ülkelerden.

Resmi rakamlara göre koronavirüse yakalananların sayısı 35 milyona yaklaştı.

Virüsün neden olduğu Covid-19 hastalığı sonucu 450 binden fazla kişi hayatını kaybetti.

İnsanların aile ve arkadaşlarıyla bir araya gelerek hediyelerle kutladığı Diwali, Hindistan’daki bazı inanışlara göre yeni yılın başlangıcını temsil ediyor.

Tarih her sene Ay’ın pozisyonuna göre değişiyor, ancak festival genellikle Ekim ya da Kasım aylarında yapılıyor.

Covid-19, bu yıl 4 Kasım’a denk gelen Diwali’nin geçen sene olduğu gibi geleneksel bir şekilde kutlanmasına engel oldu. Hükümet kalabalıktan uzak durulmasını istedi, dini ayinlerin bir kısmı tapınaklardan çevrimiçi yayımlandı.

Ancak başkent Delhi’de festival öncesi alışveriş yapmak isteyenler pazarları doldurmuştu. Yetkililer bu tarz hareketlerin virüsün tekrar yayılarak ülkenin sağlık sistemini çökertebileceğini söylüyor.

Covid-19’un en üst seviyelere çıktığı Nisan ve Mayıs aylarında Hindistan’daki hastanelerde büyük bir kargaşa yaşanmış ve hastalar oksijen makinesine, ilaca ve kritik tıbbi malzemeye ulaşmakta zorluk çekmişti.

Bu sağlık krizi bugün büyük ölçüde azaldı. Mayıs ayında 400 bin olan Hindistan’daki günlük vaka sayısı artık 10-12 bin kişi olarak kaydediliyor. Ancak uzmanlar daha önce de festival dönemlerinde artış gösteren vaka sayılarından yola çıkarak hastalığın tekrar yayılabileceği konusunda halkı uyarıyor.

Fakat Covid-19 kutlamalarla ilgili tek sorun değil. Diwali döneminde atılan havai fişekler her yıl hava ve çevre kirliliğini arttırıyor.

Özellikle Delhi, şehrin üzerini kaplayan sis tabakasıyla, hava kirliliğinin en riskli seviyelere ulaştığı yerlerden biri haline geldi. Bu durum özellikle Kasım ve Aralık aylarında, Punjab ve Haryana’da çiftçilerin tarlaları temizlemek için çıkardıkları yangınlar nedeniyle artış gösteriyor.

Dünya çapında yapılan araştırmalar hava kirliliği ile Covid-19 vakalarındaki ve bu sebeple gerçekleşen ölüm oranlarındaki artış arasında bağlantı olduğunu gösteriyor.

Diwali çerçevesinde bazı eyaletler tamamen ya da kısmı olarak havai fişek kullanımını yasakladı. Ancak ülkedeki bu tarz yasaklara daha önce sık sık uyulmamıştı.

Hindistan'da ışık festivali Diwali yine Covid'in gölgesinde yapılıyor

Hindistan'da ışık festivali Diwali yine Covid'in gölgesinde yapılıyor

Hindistan'da ışık festivali Diwali yine Covid'in gölgesinde yapılıyor

Hindistan'da ışık festivali Diwali yine Covid'in gölgesinde yapılıyor

Hindistan'da ışık festivali Diwali yine Covid'in gölgesinde yapılıyor

Hindistan'da ışık festivali Diwali yine Covid'in gölgesinde yapılıyor

BBC

Haberi Kaydet

COP26’dan yoksul ülkeler ne talep ediyor?

İklim değişikliğinin sel, yangın ve kuraklık gibi sonuçlarının verdiği zarara en açık ülkeler yoksul ülkelerden oluşuyor.

Dünya liderlerinden iklim değişikliğine karşı yeni adımlar atmalarının beklendiği Glasgow’daki 26. BM İklim Değişikliği Konferansı’nda (COP26) yoksul ve küçük ülkelerin ihtiyaçlarının karşılanması hayati önem taşıyor.

Zengin ve gelişmiş ülkelerden talepleri şöyle:

Yoksul ülkelerin liderleri, zengin ülkelerin önceki sözlerini tutmaması nedeniyle öfkeli.

Kenya Devlet Başkanı Uhuru Kenyatta, “Yeni sözler vermeden önce eski sözlerinizi tutmaya başlayın” diyor.

Yoksul ülkelerin tarihsel karbon salımındaki payı çok düşük. Güncel salımlarda da dünyanın en zengin yüzde 1’i, en yoksul yüzde 50’sinin toplamından daha fazla karbon salımına yol açıyor.

En yoksul ülkeler geçinmek ve gıda için doğaya daha fazla bağımlı olduğundan, iklim değişikliğinin etkileriyle başa çıkabilmek için yeterli maddi kaynağa sahip olmadıklarından aşırı hava olaylarının etkilerine daha açıklar.

Son 50 yılda aşırı hava olaylarından kaynaklı ölümlerin üçte ikisi en yoksul 47 ülkede gerçekleşti. Bu olaylara kuraklık, yangınlar ve seller de dahil.

2009’da zengin ülkeler, kamu ve özel kaynakları kullanarak 2020 itibarıyla yoksul ülkelerin bu ihtiyaçlarına yönelik yılda 100 milyar dolarlık bir fon ayırma sözü vermişti.

Bu para hem karbon salımını azaltmaları hem de iklim değişikliğinin etkilerine karşı hazırlanmaları içindi.

Fakat bu hedef tutturulamadı. 2019’da 80 milyar dolara ulaşılırken 100 milyar dolar hedefinin 2023’te gerçekleşebileceği açıklandı.

Yoksul ülkelere yönelik sözlerin nasıl tutulacağına dair bir anlaşmaya varmak, küresel ısınmayı 1,5 derece ile kısıtlayabilmek için son derece önemli.

Glasgow’da konuyla ilgili konuşan Malavi Devlet Başkanı Lazarus Chakwera, “Bu bir hayır işi değil. Ya parayı ödersiniz ya da bizimle birlikte can verirsiniz” diyor.

İngiltere Başbakanı Boris Johnson da Glasgow’daki dört önceliğinden birinin, zengin ülkelerin verdiği 100 milyar dolarlık sözü tutmasını sağlamak olduğunu söylüyor.

Johnson, zengin ülkelerin nesiller boyunca çevreyi kirleterek kâr ettiğini, bunu da genellikle gelişmekte olan ülkelerin zararına yaptığını ve bu yüzden gelişmekte olan ülkeleri teknoloji, uzmanlık ve para ile destekleme görevi olduğunu belirtiyor.

Pasifik Okyanusu’ndaki ada ülkelerini bir araya getiren Pasifik Bölgesel Çevre Programı adlı örgütün sekreteri Tagaloa Cooper, “Hayatta kalmak için müzakere ediyoruz” diyor.

Bu ülkelerden bazıları deniz seviyesinin yükselmesinden en çok etkilenecek ülkeler arasında yer alsa da maddi imkanlarının kısıtlı olması, Cooper’a göre COP26’ya delege göndermeyi bazıları için bir “lüks” durumuna getiriyor:

“En çok zarar görme ihtimali olan grupların bir kısmı bu müzakerelerde sesini duyurabilmek için mücadele etmek zorunda kalıyor.”

Vaka sayılarının düşük olduğu bu ülkelerin bir kısmı için Glasgow’a güvenli bir şekilde ulaşmak da zorlu.

Pasifik Okyanusu’ndaki ada ülkelerinden yalnızca dördü devlet başkanlarını COP26’ya gönderebildi.

Geri kalanları ise daha küçük ekipler ve büyükelçiler ile temsil ediliyor.

Toplantılara uzaktan katılan müzakerecilerin bir kısmı ise 13 saate kadar çıkabilen saat farklarının kendilerini zorladığını belirtiyor.

Gelişmekte olan ülkeler genellikle uluslararası sahnede daha az söz sahibi olduğu için gruplar veya bloklar halinde bir araya gelmeyi tercih ediyor.

Senegal, Bangladeş ve Yemen gibi ülkelerin oluşturduğu ve bir milyar kişiyi temsil eden En Az Gelişmiş Ülkeler Grubu’nun başkanı, Bhutanlı Sonam Wangdi, “Bu ülkelerin öncelikleri ve çıkarları denk geldiğinde güçlü pazarlıklar yürütebildiğini” söylüyor ve ekliyor:

“Bu kriz bir kriz gibi ele alınmıyor. Bunun Glasgow’da değişmesi lazım.”

Ülkeler bir anlaşmaya varacaksa BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ni imzalamış 197 BM üyesinin de onayı gerekiyor.

Bu da anlaşmanın hem zengin hem de yoksul ülkeler tarafından kabul edilmesi gerektiği anlamına geliyor.

Dünya liderleri Sudan ve Tuvalu gibi birkaç yoksul ülkenin itirazı nedeniyle 2009’da Kopenhag’da yasal olarak bağlayıcılığı bulunan bir anlaşmaya varamamıştı.

COP26'dan yoksul ülkeler ne talep ediyor?

COP26'dan yoksul ülkeler ne talep ediyor?

COP26'dan yoksul ülkeler ne talep ediyor?

BBC

Haberi Kaydet

Son dakika gündem: Meksika’dan ABD’ye yürümek isteyen 30 göçmen gözaltına alındı

Meksika’nın güneydoğusundan ABD sınırına yürümek isteyen Orta Amerikalı göçmenler ile Ulusal Muhafızlar arasında çıkan olaylarda 30 göçmen gözaltına alındı.

Meksika basınında çıkan habere göre, ülkelerindeki şiddet, işsizlik ve yoksulluk gibi sorunlar nedeniyle daha iyi bir hayat kurmak için ABD’ye ulaşmaya çalışan düzensiz göçmenler polisle çatıştı.

Ülkenin Chiapas eyaletinden ABD sınırına yürümek isteyen göçmen kafilesi, kendilerine engel olmaya çalışan güvenlik güçlerine taşlı ve sopalı saldırıda bulundu. Olayda 30 göçmen polislerce gözaltına alındı.

Ulusal Göç Enstitüsünün (INM) tahminlerine göre, düzensiz göçmen kafilesinin içinde kadın ve çocuklar dahil 4 bini aşkın kişi bulunuyor.

Hedef ABD

İlk etapta Meksika’nın Chiapas eyaletinin Villa Comaltitlan kasabasına ulaşmayı amaçlayan düzensiz göçmenler, sonra başkent Meksiko üzerinden ABD sınırına vararak bir şekilde bu ülkeye geçmeyi hedefliyor.

Uzun yıllardan bu yana Orta Amerika ülkelerinden yola çıkan çok sayıda düzensiz göçmen, Guatemala ve Meksika üzerinden ABD’ye ulaşmaya çalışıyor.

Haberi Kaydet

Polisi yaralayıp, kaçan sürücü takip sonucu yakalandı

SEYHAN, ADANA (DHA) – Polisi yaralayıp, kaçan sürücü takip sonucu yakalandı

ADANA’da ‘dur’ ihtarında bulunan polise çarparak, elinden yaralayan otomobil sürücüsü Mücahit T., 3 kilometrelik takip sonucu yakalandı. Mücahit T.’yi gözaltına alan polis, otomobilde yaptığı aramada ise bir adet ruhsatsız tabanca ele geçirdi.

Olay saat 01.45 sıralarında merkez Seyhan ilçesi Güney Kuşak Bulvarı’nda meydana geldi Asayiş uygulamasında bulunan polis ekibi, şüphelendiği 41 KM 054 plakalı otomobili durdurmak istedi. ‘Dur’ ihtarına uymayıp, hızlı şekilde üzerine sürdüğü otomobil ile polis memurunun eline çarparak yaralayan sürücü, kaçtı. Ekibin durumu telsizle bildirmesi üzerine otomobil sürücüsünün kaçış güzergahlarında önlem alındı. Peşine takılan polis ekiplerinin ikazlarına aldırış etmeyen sürücü, yaklaşık 3 kilometrelik takibin sonunda önünü kesen polis aracına çarparak durdu.

ARACI TERK EDEREK YAYA OLARAK KAÇMAYA ÇALIŞTI

Aracı terk ederek koşmaya başlayan sürücü, fazla uzaklaşamadan yakalandı. Otomobilde arama yapan polis, sürücü koltuğunun altında bir adet ruhsatsız tabanca ele geçirdi. İsminin Mücahit T. olduğu belirlenen sürücü, gözaltına alınarak polis merkezine götürüldü. Otomobil ise yapılan incelemenin ardından yediemin otoparkına çekildi.

Öte yandan elinden yaralanan polis memurunun durumunun ise iyi olduğu öğrenildi. Soruşturma sürdürülüyor.

Polisi yaralayıp, kaçan sürücü takip sonucu yakalandı

Polisi yaralayıp, kaçan sürücü takip sonucu yakalandı

Polisi yaralayıp, kaçan sürücü takip sonucu yakalandı

Demirören Haber Ajansı – Son Dakika Haberleri

Haberi Kaydet

Windows 11’i Özelleştirme: Varsayılan Uygulamalar Nasıl Değiştirilir?

Windows 11, Microsoft‘un masaüstü işletim sistemine şık tasarım güncellemeleri ve bazı harika yeni seçenekler ekler, ancak her şeyi kolaylaştırmaz. Varsayılan uygulamaları değiştirme işlemi dikkate değer bir örnektir.

Windows 10’da varsayılan bir müzik çalar seçmek kolaydır. İlk olarak, Ayarlar uygulamasının Varsayılan Uygulamalar bölümünde bir işlevin (e-posta, fotoğraf görüntüleyici veya web tarayıcısı gibi) altında listelenen uygulamaya tıklayın. Ardından, PC’nizdekiler arasından medya türünü işleme kapasitesine sahip yeni bir varsayılan uygulama seçin. Yapmanız gereken tam olarak bu.

Windows 11 ile süreç daha karmaşıktır; yalnızca daha geniş bir grup için değil, her önemsiz dosya türü için varsayılan bir uygulama belirtmeniz gerekir. Videolar gibi dosya kategorileri için, var olan biçimlerin çokluğu nedeniyle bu bir sorundur: AVI, MP4, MOV, MKV ve WMV bunlardan yalnızca birkaçıdır. Windows 11’deki bu değişikliğe rağmen, örneğin varsayılan web tarayıcısını değiştirmek hala çok zor değil, ancak diğer uygulamalar için varsayılanları seçmek biraz daha fazla çaba gerektirebilir.

Windows 11’de Varsayılan Uygulamalar Nasıl Değiştirilir?

Windows 11’de, yukarıda bahsettiğim tüm video dosyası türlerini oynatmak için sadece bir uygulama seçemezsiniz. Her birini ayrı ayrı açmak için bir uygulama seçmeniz gerekir. İşte nasıl:

Ayarlar uygulamasını açın ve soldaki menüden Uygulamalar bölümüne dokunun. Ayarlar uygulaması, Windows 10’da olduğundan daha gizlidir; bu işletim sisteminde, Ayar uygulaması her zaman Başlat düğmesinin hemen üzerinde bulunur. Windows 11’de gri bir dişli simgesi aramanız gerekir. Ayarlar simgesini Windows 11’de Başlat menüsüne sabitleyebilirsiniz, ancak varsayılan olarak orada değildir.

İkinci seçeneği, Varsayılan uygulamalar’ı seçin. Uygulama türünü Windows 10’un yaptığı gibi göstermek yerine, Windows 11, makinenizdeki her uygulamayı listeler. Bir uygulamayı veya bir uygulamaya atamak istediğiniz dosya türünü arayabilirsiniz.

Bir dosya türü için varsayılan olarak ayarlamak istediğiniz uygulamaya tıklayın ve işleyebileceği tüm dosya türlerinin listesini göreceksiniz:

Burada, programın simgeleri dosya uzantısı girişinin yanında göründüğünden, Microsoft Fotoğraflar’ın tüm fotoğraf dosyası türlerini yönettiğine dikkat edin.

Varsayılan uygulamayı değiştirmek istediğiniz dosya türüne tıklayın. Ardından, aşağıdaki gibi bir menü görürsünüz:

Son adım, listeden bir uygulama seçmektir. (Bu arada, bu uygulama seçimi iletişim kutusu, Microsoft’un yuvarlatılmış köşeler eklemediği birkaç pencere türünden biridir.) Bundan sonra, o uygulamayla kullanmak istediğiniz her dosya türü için işlemi tekrarlamanız gerekir.

Varsayılan bir uygulamayı değiştirmenin başka bir yolu, Dosya Gezgini’nde bir dosyaya sağ tıklayıp Birlikte Aç’a (bu, Windows 11’in bağlam menüsünde daha uygun ve tutarlı bir şekilde ikinci seçenektir) tıklayıp Başka bir uygulama seç seçeneğini belirlemektir. Bunu yapmak, “[uzantılı] dosyalarını açmak için her zaman bu uygulamayı kullan” onay kutusu dışında, ilk işlemdekiyle aynı uygulama seçim kutusunu açar. Bundan sonra, kutuyu işaretleyin ve Tamam’a basın.

Daha Kolay Yol: Kurulumda Seçim

İlk yöntemle, hangi dosya türleriyle çalışmak istediğinizi anlamanız gerekir, ancak çoğu PC kullanıcısının JPG’nin bir görüntü ve DOC’nin bir belge olduğunu bilmesini bekliyorum. Bununla birlikte, Windows 10’da varsayılan uygulamaları değiştirme işlemi, ilgili tüm dosya türleri için aynı anda yapmanıza izin verdiği için hala daha kolaydır. Bu, Windows 11’deki bazı uygulamalar için hala bir olasılıktır. Popüler, gizlilik odaklı web tarayıcısı Firefox ve medya kitaplıkları için bir İsviçre çakısı olan VLC iki örnektir.

Firefox

Windows 11’de ilk çalıştırdığınızda, Firefox web tarayıcısı size varsayılan web tarayıcınız olmasını isteyip istemediğinizi sorar. İlk çalıştırmada bu seçimi yapmazsanız, Firefox bu komut istemiyle tarayıcı penceresinin üst kısmında bir başlık göstermeye devam eder. Testlerimde, başlangıçtaki seçeneği veya afişteki seçeneği seçmek, işi sorunsuz bir şekilde yaptı.

Google, şaşırtıcı bir şekilde, Chrome’u Windows 11’de varsayılan tarayıcı yapmak için kolay bir yol uygulamadı. Bu tarayıcının Varsayılan yap seçeneği, daha önce açıklandığı gibi Ayarlar’a gitmenizi ve her dosya türünü birer birer değiştirmenizi gerektirir.

VLC medya oynatıcı

VLC, hemen hemen her medya dosyasını oynatabilmesiyle ünlü, eski tarz, açık kaynaklı bir uygulamadır. VLC’yi kurulumda varsayılan medya oynatıcı yapmayı seçmek, onu 70’den fazla dosya türü için ayarlar. Ne yazık ki, birkaç önemli dosya türü, Filmler ve TV ve Groove müzik uygulamalarının amacı olarak kaldı. VLC’nin tercihlerinde, Dosya Uzantıları İlişkilendirmesi adlı bir seçenek vardır, ancak bu, daha önce belirtildiği gibi Ayarlar >Uygulamalar >Varsayılan Uygulamalar bölümüne gitmenizi söyler.

Tekmoloji – Son Dakika Haberleri

Haberi Kaydet